Bir gecenin sabahına tüm halkı cahil kalkan bir milletin fertleri olarak talihsizliğimiz yakamızı hiç bırakmadı.

Her yeni gelen her yeni düzen kendilerine uygun farklı varyasyonlar deneyerek nesillerin üzerinde maddi manevi tahribatlara neden oldu. 

Kimi sınav odaklı eğitim dedi at yarışı yaptırdılar taze beyinlere. 

Kimi tek sınavla tüm geleceğine yön verdi genç dimağlara.

Kimi mr. and mrs. brown dedi yıllarca vazgeçmedi.

Kimi "ALİ TOPU AT. ALİ İP ATLA" diye diye onca sorumluluk yükleyerek her işi yaptırmaya çalıştı.

Kimi öğretmeden eğittiğini zannetti.

Kimi eğitmeden öğrettiğini zannetti.

Kimse ama kimse eğitmeye öğretmeye talip oldukları bireylere nasıl bir eğitim öğretim istediğini sormadı. Soramadı. Ya işine gelmedi ya telaşa gelemedi.

Nesil hep bir yanı eksik, hep bir yanı kesik, hep bir yanı delik araba lastiği gibi kaldı. Ama onca soruna, sıkıntıya, probleme, zorluğa rağmen mücadele ederek yola devam dedi. 

OKS, KYS, YKS, ÖSS, ÖSS, LYS, OBS, LGS, TEOG, SBS 'lerle geçen ve her yeni gelen bu harfler karmaşasında cebelleşerek geçip giden bir nesil kaybettik.

Yapılan bu onlarca sınav sonunda eğitimcilerimiz hiç düşündümü ki yıldan yıla bu öğrenciler gelişti, başarılı oldu, yeteneklerini ortaya çıkardı, müthiş icatlar yaptı, faydalandı,  faydalanıldı,  vatana millete en iyi hizmeti sunacak kapasiteye geldi. 

Sürekli değiştirilen ve deneme tahtası haline getirilen eğitim sisteminde "insanın inşası geleceğin inşası" prensibiyle hareket edilmelidir. Bu hassasiyet çerçevesinde farklı bir özel eğitim modeli üretmek için çaba sarfetmek yerine denenmiş ve başarılı olmuş ve halen devam eden diğer ülke modellerini incelemek gerekmektedir. 

Son 13 yılda 5 kez değişen sistemin altında yatan ana sebeplerden biri de herkesin herşeyi yapabilmesi, herşeyin herkese yaptırılabileceği yanılgısıdır. Lakin bireyin yaratılış gereği her alanda her anlamda başarılı olamayacağı aşikardır. Bunu beklemek de ona yapılabilecek en büyük haksızlıktır. 

Çok iyi matematik bilen bir çocuk müzik yada sportif faaliyetler konusunda başarılı olamayabilir.

Çok iyi bilgisayar kullanabilen bir çocuk matematikte sorun yaşayabilir.

Çok iyi spor yapan top oynayan bir çocuk tarih yada coğrafyadan hiç anlamayabilir.

Çok iyi resim yapan bir çocuk müzik aleti kullanamayabilir.

Sonuç olarak bir şeyi bu kadar çok iyi yapan bir çocuğun diğer derslerinde başarılı olamamasından dolayı ötelenmesi, zayıf görülmesi, saf dışı bırakılması, vasıfsız işçi muamelesi görmesi ne kadar doğru ve "geleceği inşa" dır.  

Söz konusu duruma alternatif geliştirilecek yönlendirici, ilgisine, başarılı olduğu branşa yönlendirecek bir eğitim öğretim sistemi hem bu girdaptan kurtulmamızı sağlayacak hem de "geleceğin inşası"için temel oluşturacaktır. 

Gelelim bu sistemin nasıl işleyeceğine.

Çocuk 1. Sınıftan itibaren öğretmenleri ve aile bireyleri tarafından ortak bir strateji geliştirerek gözlem ve izlemeye tabi tutulur. Edinilen her bilgi arşivlendirilir. Yetenek tablosu oluşturularak yatkınlıkları, artıları, eksileri, zaafları, farklılıkları not edilir. 3. Sınıfın sonuna doğru her ders 1 tam gün işlenir. 

Matematik fen

Spor

Müzik resim

Sosyal 

Türkçe

Geçen 2 senede ve sene sonunda edinilen bilgiler ışığında çocuğun hangi derse yatkınlığı var hangi branşa daha uygun ve yetenekli ortaya çıkar. Çıkan bu sonuç neticesinde 4. Senesinde çocuk başarılı olduğu yönde daha fazla eğitim alarak orta okula, liseye ve ordan üniversitenin ilgili bölümüne hazırlanır. 

Hem orta okulda hem lisede hem üniversitede başarılı olduğu branşta eğitim alan çocuk 13 yıllık bir tecrübe ve birikimle mezun olup kalifiyeli, yetişmiş branşlarında aranılan olacaktır.

Sınav stresi yaşamayan, gelecekle ilgili kaygı taşımayan bu çocuk "geleceğin inşası" için edindiği donanım sayesinde vatanına milletine faydalı birey olacaktır.